Ciddi organizasyonlar (en azından öyle gözüküyorlar), büyük yatırımlar, yüksek katılım ücretleri, ışıltılı reklamlar ve hepsi malesef bu.
Bana kimse kızmasın! Belki ben gözümde fazla büyütmüştüm ama sonuçta hayal kırıklığına uğradım.

Gelelim Bilişim Zirvesi 2005’e yada Forum@Bilişim diyelim... Aylar önceden reklamlar başladı, firmalara katılım ile ilgili telefonlar geldi, ücretler açıklandı, programlar yayınlandı vs...
Sonuçta, tüm bu heyecanlı bekleyiş sonunda (kesinlikle) aradığımı bulamadım. Açılış günü zaten hükümet yetkililerinin ve bakanların “Türkiye’de Bilişim Sektörü” üzerine pembe tablolar çizmesiyle geçti. İkinci ve üçüncü günlerde ise, birkaç forum hariç (onlar gerçekten yararlıydı diyebilirim) tamamı firmaların yoğurdun kaymağı şeklinde konuların üstünden geçmesi, konuklara kitaplardan bilgileri aktarması ve sonrasında kendi ürün ve servislerinin reklamlarını yapmalarından ibaretti. Bazı forumların konuşmacıları, forumun konusunun yakınından bile geçmedi diyebilirim. Çok mu karamsarım, hayır hiç sanmıyorum... Bunu tek ben mi böyle düşünüyorum, malesef hayır... Kesinlikle hayır. Organizasyon boyunca gördüğüm tanıdıklarımın birçoğu aynen benim gibi düşünüyordu.
Benim özellikle bilgi almak istediğim birkaç konu vardı, ve kendim için yaptığım program hep bu konulara yönelikti. Evet istediğim bilgileri aldım diyebilirim, birkaç tanede bizim işimize faydası olabilecek döküman ve firma referansına sahip oldum, ama ufkumu açtı diyemem. Yarının işletmeleri konsepti ile lanse edilen bir zirveden haliyle insan daha fazlasını bekliyor.
En azından tüm zirve boyunca kesintisiz yapılacak (kaliteli) kahve servisinin hakkım olduğunu düşünüyorum. (Nereden atladım şimdi kahve konusuna?) Ama bu hakkımı da alamadım.
Ve bitti... Zirvede, fuarda, hepside bitti... İyiydi, kötüydü, faydalıydı, basitti, başarılıydı, başarısızdı, oydu, buydu...herneyse... Oldu ve bitti...
Ne istiyorum biliyor musunuz?
Türkiye’de sektörü geliştirmek için çok başarılı işler yaptığı havasında konuşup, yaptığı altı boş, katma değeri olmayan işleri büyütüp, egosunu tatmin etmeyen (gerçek) bilişim şirketleri istiyorum. Aksi takdirde Türkiye’de bilişim şirketleri “ithalatçı firmalar” olmaktan ileriye gidemeyecekler gibi geliyor.
Çok mu sert oldu acaba? Sanırım evet... ama olsun!...