Cumartesi, Mart 11, 2006

100 firmadan 100 ücretsiz ürün

100 firmaya, 100 mektup gönderseniz ve size ürünlerinden bazılarını ücretsiz olarak göndermelerini isteseniz acaba tepkileri ne olur?

Tom Locke bunu denemiş ve bazı firmalardan net bir “HAYIR”, bazılarından gerçekten ücretsiz ürünler ve bazılarından da cevap bile alamamış.

Müşterilerin talep sınırlarını aşmasının ve firmaların buna karşı tepkilerinin ne olabileceğinin cevabını merak ediyorsanız The $39 Experiment sitesinden yapmış olduğu araştırmanın sonuçlarına ulaşabilirsiniz.

Pazartesi, Mart 06, 2006

İnternet girişimlerinize yatırım desteği geliyor...!

BTHaber’in bu haftaki sayısında yer verdiği “Yatırımcının gözdesi TIME” isimli yazısında ülkemizde özellikle Teknoloji, İnternet, Medya ve Eğlence alanlarında yatırımcıların şirketlere risk sermayesi yatırımı yapmak için arayışta olduklarına değiniliyor.

Bir süre önce “Silikon Vadisi ve Risk Sermayesi” isimli yazımda sizlere Amerika’da son dönemlerde risk sermayesi şirketlerinin yatırımlarının yönünü belgelemiştim.

Yurtdışında özellikle yüksek ölçüde katma değer yaratan bu alanlardaki yatırımlar büyük pay sahibiyken, aynı şekilde tıp ve bilgisayar donanımı alanlarında da destekler geniş yer tutuyordu.

Ülkemizde donanım alanında başarı anlamında büyük beklentiler olmadığından ve açıkcası Türkiye’nin donanım alanında söz sahibi olabilmesi için treni kaçırdığı düşünüldüğünden, yatırımların gideceği yön BTHaber’in yazısında da TIME olarak gösteriliyor.

Teknoloji Holding’deki ortaklığından ayrıldıktan sonra yeni bir oluşumla TIME alanında 50 Milyon Dolar civarında yatırım yapacağını açıklayan Alphan Manas’la birlikte umarım bu alanlarda girişimcilere destek verecek birçok yeni yatırımcı ülkemizin uluslararası arenada söz sahibi olabileceği bu katma değerli konularda desteğini genç beyinlere aktaracaktır.

Ben birkez daha yaratıcı fikirleri olan, dünyadaki gelişmeleri takip eden ve bunu iş planlarına aktarabilen girişimcilere harekete geçmelerini öneriyorum.

Cumartesi, Mart 04, 2006

Başarının yeni formülü (görsel)

Açıkcası "Başarının yeni formülü" isimli yazımın bu kadar hızlı geri dönüş alacağını beklemiyordum.

Özellikle beni tanıyan yakın çevremden formül ile ilgili aldığım pozitif yaklaşımlar, bu formülü web sitesinde kullanmak isteyen (isteyebilecek) sizlere görsel olarak bir grafik dosyası hazırlamam gerektiği fikrini verdi.

Konuya referans verebilmek formülü kopyala-yapıştır yöntemiyle kullanmaya çalışırken karşılaşabileceğiniz güçlükleri göz önüne alarak aşağıdaki grafiği sizlere sunuyorum.

Başarının yeni formülü

Başarının yeni formülü ile ilgili çalışmama değer katacak yazılarınızı, yorumlarınızı benimle paylaşırsanız ve referans olarak göstermiş olduğunuz web siteleriniz varsa linklerini iletişim formumdan bana ulaştırırsanız çok memnun olurum.

Başarının yeni formülü

Teknolojinin insanları sosyallikten uzaklaştırıp, asosyal kişilikler haline getireceği uzun yıllar önceden öngörülmüş saptamalar arasındaydı. Aslında bu öngörünün günümüzde gerçeğe dönüşmediğini söylemek doğru olmaz. Ancak bir farkla…

Eskiden komşuluk ilişkileri, arkadaş toplantıları, mektup ile haberleşme gibi hayatımızın parçası olan sosyal iletişim göstergeleri, özellikle internetle birlikte yerini chat odalarına, e-mail ve SMS gibi araçlara bıraktılar. Yani tam yukarıda bahsettiğim pozisyona gelindi. Ama insanlar buna bağlı kalmadan, daha açıkcası bundan hoşnutsuz olarak belki bir içgüdü ile kaybettikleri bu sosyalliği dijital dünyada aramaya çalıştılar. Kısacası ne teknolojiden vazgeçtiler ne de sosyallikten.

Sonuç olarak karşımıza bugün olduğu gibi Social Network’ler (Sosyal Ağlar) çıktı.
Yorum, paylaşım ve güvene dayalı web siteleri, blog siteleri ve işte bloggerlar…

Televizyonda seyrettikleri bir diziyi eleştirdiler, yeni bir teknolojiyi, şirketleri, güncel haberleri, sporu ve hayatımızda yer alan diğer her konuyu bu social network’lerde birbirleriyle paylaştılar.

Bu trend o kadar ileri gitti ki, artık insanlar Flickr.com gibi resim paylaşım alanlarında fotoğraflarını paylaşır oldular. MySpace.com, Yonja.com gibi sitelerde yaşamlarını, dostluklarını paylaşır oldular. YouTube.com gibi sitelerde videoları paylaşmaya başladılar. Del.icio.us ‘da en sevdikleri web sitelerini ve digg.com ‘da en beğendikleri haberleri…

Firmalar buna karşı koyamadılar ve sahiplik modundan paylaşım moduna geçiş yaptılar. iTunes hayatımıza girdi, bununla birlikte Microsoft uzun yıllardır sürdürdüğü politikalarından Live.com platformuna geçiş yaparak social network’lere olan inancını gösterdi, birçok yabancı medya grupları yayınlarını RSS (Really Simple Syndication) ile paylaşıma açtılar.

Ülkemize baktığımızda bu trend hala hakettiği noktada değil, ve hala paylaşım kültürü belki de toplumumuzdaki bir diğer eksikliğin ürünü olarak içimize işleyememiş durumda.

Konuyu şimdi biraz farklı boyutlarında inceleyelim.
Değişimden fırsatlar yaratmak, değişimi başarı aracı olarak kullanabilmek dönemimizin en önemli liderlik/yöneticilik özellikleri arasında yer alıyor.

Gelecek ile ilgili toplumların teknoloji ile şekillenmiş yaşam biçimi ne olursa olsun, insan faktörü sosyallik anlamında kendisine bir çıkış yolu bulacaktır.

Teknolojik Mühendislik yerini Sosyal Mühendisliğe bırakırken asosyal olacağı düşünülen toplum, denklemlerin dışına taşıp bu eşitsizliği dengelemesi için şirketleri girişimlere zorlayacaktır. Elbette durum analizini iyi yapanlar zaten bu zorlamaya gerek kalmadan değişimin fırsatlarından yararlanacaktır.

Yapay zeka sahibi olmayan robotların yaşadığı bir dünyadan bahsetmediğimiz sürece, tüm teorileri insan değişkeniyle eşitlemeye çalışmak zorundayız, ve başarı sadece bu anlamda formüle edilmiş iş planları sonucunda elde edilebilecektir.

Eğer,
BAŞARI1 = B + A + Ş + A + R + I
gibi bir denklemden bahsediyorsak, günümüzde
BAŞARI2 = B + A + Ş + A + R + I + dinsan
şeklinde bu formülü güncellemiş olmamız, insan değişkenini (dinsan) eklemiş olmamız ve iş modellerimizi, tasarımlarımızı ve fikirlerimizi bu yönüyle ele alıp, sosyal mühendislik yapmamız gerekmektedir.

Ancak aksiyonlarımızın sadece bir safhasında insan değişkenini (dinsan) devreye almamız bizim işimizin genelinde bu bakış açısından uzak olmamıza sebep olacaktır.
O yüzden formülümüzü optimum başarı için bir kez daha güncelleyip nihai haline getiriyoruz.

BAŞARIoptimum = (B + A + Ş + A + R + I)dinsan

Başarı ancak bu yeni formülü ile fırsatlara ulaşmamızı sağlayacaktır.

Pazar, Şubat 26, 2006

Başarı için insan faktörü...!

Flickr bildiğiniz gibi resim paylaşmak için kurulmuş olan bir Web 2.0 servisi. Başarısının arkasında paylaşım gibi bir unsurun olması yanında, teknoloji ve işlevsellik gibi kaçınılmazları da barındırıyor.

WeBreakStuff’da okuduğum bir yazı benim Flickr’ın başarısının arkasına yeni bir unsuru daha eklememe sebep oldu. İnsan faktörü...!

Sosyal Mühendislik ile ilgili yazımı okuyanlar hatırlayacaklardır, teknolojiyi yönetirken insan faktörünün önemine değinmiştim. WeBreakStuff beni doğrularcasına Flickr ile ilgili yazısında bu kavrama değinmiş.

Web sitelerinde belirli aralıklarda veritabanı güncellemesi, yada bir hata oluşması durumlarında karşımıza çıkan uyarı mesajları vardır. Bunlar genelde “Sistemimizde güncelleme yapılıyor.”, yada “Teknik bir arıza oluştu. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.” şeklinde mesajlardır.

Flickr’da böyle bir durumda kullanıcıya sunulan mesaj nedir biliyor musunuz?...“Flickr is having a massage” (Flickr masaj yaptırıyor)

Evet aynen böyle...

Milyonlarca kullanıcısı olan bir servis... Yüzlerce sunucu üstüne kurulmuş bir sistem... ve hergün milyonlarca insanın ziyaret ettiği, zamanlarını harcayarak resimlerini sistemlerine gönderdikleri bir arayüz...

Acaba böylesine yoğun çalışan, bir sürü kullanıcısının aktif olarak yer aldığı bu sistem “Flickr is having a massage” yerine “SERVER ERROR” yazarsa ne olur?

Başarı insanları anlamaktan geçiyor. Sadece bir işin (ürünün, servisin, sistemin) teknoloji yada fikir aşamasını geliştirken yada tasarlarken değil, tüm aşamalarında, tüm detaylarında insan faktörünü göz önünde bulundurmaktan geçiyor.

Web 2.0 kavramının hayatımıza girişi, sosyal ağlar ve bir önceki yazımda bahsettiğim gibi tüm bu başarının temeli olan (olması gereken) Sosyal Mühendislik...

Fırsatları değerlendirebilmek, başarıya ulaşmak ve katma değeri yaratmak için artık elimizde birden fazla anahtar kelime olduğuna göre, vakit kaybetmeden işe koyulmak gerekmiyor mu?