Pazar, Aralık 18, 2005

Türkiye ve Web 2.0 fırsatları...

"Aramayı bırak bir bilene sor" isimli yazımdan sonra bana e-mail yoluyla yöneltilen birçok soru oldu. Öncelikle yazılarımın okunduğunu öğrenmem beni memnun etti. Bu konuda sorular yönelten arkadaşlara teker teker cevap vermektense, cevabı kısaca özetleyen bir yazı ile herkese ulaşmak istedim.

Web 2.0 tamamen konsept olarak oluşmuş bir kavramdır. Bu konsept üzerine yeni nesil web siteleri oluşturulmuş, daha doğrusu bu siteler oluşturulmuş ve konsept gün ışığına çıkmıştır. Yani önce siteler sonra konsept sıralaması daha doğru olacaktır. (Web 2.o hakkında yazdığım yazı için tıklayın.)

Flickr, del.icio.us ve digg gibi web siteleri bu konseptin en önde gelen örnekleri olarak gösterilebilir.

Bunlar gibi Web 2.0 klasmanına girebilecek diğer web sitelerini takip edebilmeniz için sizlere eHub'ı tavsiye ederim.

Özellikle fırsatlardan sürekli bahsettiğim noktalarda, buralardaki web siteleri fikir oluşturmak anlamında yardımcı olacaktır.

Fikir ve fırsatlar demişken. Evet, Türkiye henüz paylaşım, güven ve esneklik üzerine kurulu web siteleri yani Web 2.0 konseptinin belirli kriterlerini sağlamış servisler açısından fırsatları barındırıyor.

Bugün ülkemizde bir yemeksepeti.com örneğini ele alırsak, zamanında Amerika'da çalışmakta olan bir servisin ülkemize uyarlanmış hali olduğunu göz önünde bulundurmamız gerekir. Bunun gibi birçok servis zamanında yabancı örneklerinden modellenip ülkemize getirilmiş, kimisi başarılı olmuş kimisi olamamıştır.

Yeni nesil web siteleri konusunda da halen ülkemizde benzeri olmayan web siteleri mevcuttur ve bırakın bunların trendler anlamında başarılı olabilme ihtimallerini, Türkiye'de internetin gelişimi açısından da etkisi büyük olabilecek örnekler söz konusudur.

FİKİR: Türkiye'de RSS'i destekleyen profesyonel web sitelerinin artması ve bunun üzerine servisler oluşturulması ile hem firmaların pazarlama modellerinin genişletilmesi hemde ülkemizde internetin gelişimi için etkili çalışmaların desteklenmesi sağlanabilir. Hepsiburada.com online alışveriş alanında ülkemizde başrolü oynarken, ideefixe yada e-store ürünlerinin yada ürünlerine yapılan yorumların RSS desteğini sağlasa hem büyük fark yaratıp hemde kendi servislerini destekleyecek yeni servislerin oluşumunu desteklemiş olmazlar mı?

Bu başlangıç noktasından yola çıkıp fikirler ve fırsatlar üstüne daha neler geliştirebileceğimizin farkında mısınız?

NOT: Web 2.0 konseptinde gerçekleştirmeyi düşündüğünüz yaratıcı fikir ve projeleriniz varsa ve benimle paylaşmak isterseniz, sağ sütundaki iletişim bölümünden ulaşabilirsiniz.

Cuma, Aralık 16, 2005

Evden çalışıyorum, herkese yarıyor...

Türkiye'de işsizlik var mı? Evet... Genç nüfus oranı yüksek mi? Evet... Katma değerli işler yaratıp, gelişmekte olan bir ülke olarak birçok konuda global arenada fark yaratmamız gerekiyor mu? Evet... Güzel...!

O zaman freelance ve home office çalışmak gibi kavramlar neden hala hayatımızın bir parçası olamadı? (Konuya çok hızlı girdiğimin farkındayım)

Size hemen bir örnek. Amazon Mechanical Turk! (kelimeye takılmayın bize özel bir servis değil)

Servisin detayını şimdi anlatmıyorum, merak edenler linke tıklayıp inceleyebilirler. Kısaca, Amazon'un elinde bazı işleri var ve bu işleri bilgisayar programları ile çözümleyemiyorlar.

Örnek vermek gerekirse; elimizde bir iş yerinin 6 farklı resmi olsun, ve bu resimlerden birisini web sitemizde kullanacak olalım. Acaba bu resimlerden hangisi iş yerimizi daha güzel, daha net görüntülüyor? Tabi ortada bunun gibi binlerce iş olduğu zaman ve hiçbir şekilde programlamayla çözümlenemiyorsa, uygulanması gereken yöntem bir kişinin 6 resmede teker teker bakıp birini seçmesi oluyor. İşte Amazon bu noktada bakmış ki işin içinden çıkamıyor, " Mechanical Turk" adını verdiği bu servisi başlatmış. Üye oluyorsunuz, karşınızı bitirilmesi gereken işler çıkıyor, istediğinizi seçip yapıyorsunuz ve gönderiyorsunuz. Bunun karşılığında Amazon size ücretinizi ödüyor.

Dünyada bu ve benzeri bir sürü iş modeli var. Hepsi de boş zamanlarınızı veya bilginizi değerlendirip para kazanma fırsatı veriyor.

Ülkemizde uygulanmasının faydalarını şöyle bir düşünüyorum da... Bilgisayar ve internet kullanımı artar, resmi anlamda işsizlik oranı azalmasa da gelir sahibi olan kişi sayısı artar, firmaların iş yapış şekilleri ve verimlilikleri artar, katma değerli çözümler sunabilmek için başlangıç yapılmış olur. (Hatta belki trafik bile azalır...) Haksız mıyım?

Bu kadar artısı varken, uygulanması kolayken, maliyetleri yok denecek kadar azken ve hepsinden önemlisi fark ve değer yaratmak anlamında etkisi tartışılmazken niye birileri kendisini aşmıyor? Belki de doğru zamanı bekliyorlardır, yada çalışmaları sürüyordur. Kim bilir?

Yine aynı son cümleyi mi yazmalıyım? Evet, bekleyelim görelim...

Perşembe, Aralık 15, 2005

Haberden çok yorum yazılıyor(sa)... Daha ne bekliyorsunuz?

Televizyon ve gazete reklamlarının hatta web sitelerindeki banner reklamların yerlerini ikinci nesil reklam araçlarına bıraktığı ortada. Google AdWords'le başlayan hareket artık hedeflenen kitleye direk ulaşmayı öngören reklam modellerine olan talebi artıyor.

NOT:Google'ın yıllık reklam gelirlerinin, Amerika'daki medya devleriyle başa baş olduğunu hatta bazılarından daha yüksek olduğu biliniyor.

Hürriyet web sitesinde bir süredir dikkatimi çeken ve aslında bundan önceki "Dijital dünyada, duygusallaşıyor muyuz? " isimli yazımda da genel olarak üzerinde durduğum bir davranış biçimi söz konusu.

Sitede yayınlanan haberlere yazılan yorumların sayısı gerçekten çok yüksek. (Örnek) Ne kadar güzel di mi? Halkımız yazılanlara kayıtsız kalmıyor ve fikrini beyan ediyor. Peki Hürriyet gazetesi bunu neden kendi yararına bir modele yerleştirmiyor. Yoksa yeni nesil web/iş/gelir modellerine inanmıyor mu?

FİKİR: "Hürriyet web sitesi içeriklere text reklamlar almaya başlasın. Bence bunun için Google'la anlaşmaya gitmesi yerinde olur. Hazır Google Türkiye'de AdWords yapılanması için çalışmalarını başlatmışken bence zamanlama iyi olur.
Hürriyet, web sitesinde yorumları öne çıkartsın, hatta haber olmadan da ziyaretçilerinin yazı yazmalarını sağlayacak bir paylaşım ortamı açsın ( Web 2.0'ı örnek alarak). Hürriyet'in web sitesinde yazısının yayınlanmasını isteyecek çok kişi olacaktır.
Bir nevi blog sayfası tadında, RSS destekleyen, Google AdWords ile gelir modeli yaratılmış, banner reklamlar ile gelir modeli güçlendirilmiş bir yeni nesil web(gelir) sitesi. Tabi e-kolay desteğini arkasına almayı da unutmadan."

Hürriyet gazetesi bunu yapabilir, elindeki medya gücü Doğan Grubu'na bu yapılanmayı başarması için itici güç olacaktır. Ayrıca bunu yapmalı, çünkü çok yakın gelecekte Amerika ve Avrupa'da olduğu gibi Türkiye'de de klasik reklam yöntemlerinin değeri/başarısı azalacak. Bu durum reklamverenler tarafından kabul görmeye başladığında da artık birilerinin yeni modelleri oluşturmuş olması mutlak avantajı sağlayacaktır.

Bekleyelim görelim... Bakalım ilk kim başaracak...?

Pazartesi, Aralık 12, 2005

Kavrakoğlu'nun 1000. mezunu...!

KMI (Kavrakoğlu Management Institute) tarafından başlatılmış olan e-MBA (Executive MBA) programını 1 yıl süren ve çalıştaylarla zenginleştirilmiş programını başarıyla tamamlamış bulunmaktayım.

Bununla birlikte Kavrakoğlu Yönetim Enstitüsü'nün 1000. mezunu olma şansı da bana güldü ve kendileri tarafından bir de plaketle ödüllendirildim.

Ödül töreninde çeşitli firmaların üst düzey yöneticileri ile birlikte basınında yer alması Hürriyet İK'nda haber olmamı sağladı.

Programı tamamlamış olmakla duyduğum onur, bu ödül ve haberle ikiye katlanmış oldu.

Başta, Prof. Dr. İbrahim Kavrakoğlu olmak üzere, tüm Kavrakoğlu Yönetim Enstitüsü'ne teşekkürlerimi sunarım.

Hürriyet İK'nda çıkan haberi okumak için tıklayın.

Cuma, Aralık 09, 2005

Hazır trafik düzenliyken...

Bugün İstanbul trafiğinde, özellikle Boğaz köprüsü yolunda sabah ve akşam saatlerinde yani mesai başlangıçı ve bitişine denk gelen dönemlerde, sürücülerin kurallara ne kadar uyduğunu farkettim.

Şerit değiştirmek yok, korna çalan yok, sağdan soldan sizi sıkıştıran yok, kısacası modern toplumda olması gerektiği gibi bir trafik var.

Ama nedense gün içinde ve diğer zamanlarda bu durum pek de böyle değil. Neden?...

Trafikteki insan profillerinin oranları bu zaman dilimlerinde değişiyor olabilir mi?

Yoksa sabah ve akşam enerji düşüklüğü mü bunun sebebi?

Cevabı ne olursa olsun, kuralları bu kadar kabul eden kişileri aynı zaman diliminde biraraya getirebildiğimizi biliyorsak, bu dönemler hedef kitlesine uyan ürünler için en doğru sunulma zamanı değil midir?

Bu arada bizim otoyollarımızda fazla billboard da bulunmaz dikkatinizi çekti mi?

Olsa iyi olur(muy)du...(?)