Çarşamba, Mayıs 24, 2006

İnternetin geleceği cepte olacak!

Financial Times'da Google CEO'su Eric Schmidt tarafından yazılmış olan köşe yazısı, firmanın internetin geleceğine bakışını ve stratejilerini yasıtıyor. Tabi ki bizlere de yaratıcı fikirler üstüne düşünmemiz için fırsatlar sunuyor.

Yazının detayına girmeden sadece ana başlıklarını şöyle listelemek istiyorum:
  • İnternet mobil cihazlarda, telefonlarda, gelişimini sürdürüyor olacak. Yani yeni nesil internet cepte olacak. Neden mi? Çünkü:
  • Cep telefonları PC'lerden daha ucuz.
  • Dünyada, PC'lerden 3 kat fazla cep telefonu var ve büyüme 2 kat daha hızlı olarak sürüyor.
  • Cep telefonundan internete erişebilenlerin sayısı hergün artıyor.
  • Dünya Bankası, dünya nüfusunun 2/3'ünden fazlasının en az bir cep telefonu şebekesinin kapsama alanı içinde yer aldığını bildiriyor.
Bunların dışında benimde eklemek istediğim bazı noktalar var:
  • Cep telefonları ile online ödeme sistemi kurmak, faturalama imkanlarından dolayı daha kolay ve kullanışlı.
  • Cep telefonu numaranız kullanıcı adı, üyelik, şifre ve bunun gibi dertlere son verebilir.
  • GPS teknolojisi sayesinde çok geniş özelliklere sahip uygulamalar hazırlanabilir.
    • Adres girmenize gerek kalmadan siparişinizin olduğunuz yere gelmesi
    • Google Maps gibi servislerin çok daha etkin kullanılması
    • ve diğerleri...
  • Skype, MSN Messenger gibi uygulamalar cep telefonları ile çok daha fazla kişiye ulaşabiliyor ve pazarda çok daha geniş yer buluyor olacaklardır. Elbette bu tür yazılımların cep telefonları üzerinde kullanımlarının artması yine yaratıcı çözümleri beraberinde getirecektir.
  • vs....vs...
Türkiye'de interneti ne kadar geliştirdiğimizi, uygulamalar anlamında çeşitliliği nasıl sağladığımızı, rekabetin özellikle nokta com şirketleri açısından nasıl yoğunlaştığını falan malesef henüz konuşamıyoruz.

Bazı gelişmeler olduğunu, hareketliliğin başladığını hep birlikte görüyoruz ama dünya PC'lerin yanına cep telefonlarını aldığında, mevcut uygulamaların bir de cep versiyonlarını çıkarttığında (ki birçoğunun zaten var) acaba biz ne yapıyor olacağız onu merak ediyorum?

Standartlara önem vermiyoruz!

teknosa_ff_1
Yukarıdaki resime dikkatli bakarsanız, bilgisayar menüsünün açıldığında reklamın arkasında kaldığını farkedeceksiniz.
Belli ki Teknosa web sitesi Firefox ile test edilmemiş daha da önemlisi site standartlara uygun yapılmamış.

Bu sorun sadece Teknosa'da değil, ülkemizde yayın yapan birçok web sitesinde karşılaştığım bir problem. Piyango Teknosa'ya çıktı hepsi bu...

Ayrıca, bu sorunlar sadece web konusunda değil, standartlara bağlı çalışılması gereken birçok konuda çözmemekte kararlı olduğumuz problemler olarak karşımıza çıkıyorlar.

Yapmış olmak için iş yapmaktan acaba ne zaman vazgeçeriz?

NOT: Sizinde standartlara uygunsuzluktan dolayı uyumsuzluk problemi yaşadığınız kurumsal web siteleri yada başka ürünler varsa ve paylaşmak isterseniz yorum olarak yazabilirsiniz. Sevinirim.

Part-time yada freelance? Yeter ki olsun...

Türkiye'de işsizlik var mı? Evet... Genç nüfus oranı yüksek mi? Evet... Katma değerli işler yaratıp, gelişmekte olan bir ülke olarak birçok konuda global arenada fark yaratmamız gerekiyor mu? Evet... Güzel...!
O zaman freelance ve home office çalışmak gibi kavramlar neden hala hayatımızın bir parçası olamadı?
Yukarıdaki bölüm 16 Aralık 2005 tarihinde yayınladığım "Evden çalışıyorum, herkese yarıyor..." isimli yazımın giriş paragrafıydı.

Geçtiğimiz haftasonu Hürriyet İK'da yer alan bir yazı bir zamanlar bu konuya ucundan dokunduğumu ve hatırlatmamın zamanının geldiğini farkettirdi.

Hürriyet İK demiş ki:
ABD ve Avrupa’da öğrenciler, hatta ev kadınları part-time çalışıyor. Bu alışkanlık ve alışkanlığın yarattığı iş-işçi bulma sistemleri Türkiye’de gelişmiş değil. Ama üniversitelerin kampüslerde toplanması ve perakende sektörünün gelişmesiyle part-time çalışma artıyor. Öğrenciler en çok mağaza, market, restoran ve call center’larda part-time olarak çalışıyorlar. Kampüste çalışan çok sayıda öğrenci de var. Fakat yine de Türkiye’de part-time çalışma kültürü yaygın değil.
Evet doğru! Bu kültür ülkemizde yaygın değil, yaygınlaşması lazım, hatta part-time çalışma kültürünün yanında freelance çalışanlarında desteklenmesi gerekiyor.

Şirketlerin risklerini yayması, bireylerin kendilerini geliştirmesi, tecrübe kazanması, işsizlik sorunun büyük ölçüde azalması ve yaratıcılığa, inovasyona, katma değerli projelere ivme kazandırılması anlamında çalışma kültürümüzün bu yönde yaygınlaştırılmasından daha kolay bir yöntem düşünemiyorum.

Yaklaşık 6 ay önce yazdığım "Evden çalışıyorum, herkese yarıyor..." isimli yazımı "bekleyelim görelim..." diye bitirmiştim.

Hareketlenme başladığına göre, biraz daha bekliyoruz...

Pazartesi, Mayıs 22, 2006

Nerede network kablosu, nerede kaz tüyü yastık?


Yukarıda da gördüğünüz gibi, Hepsiburada.com'daki network kablosu ürün sayfasında, bu ürünü tercih edenlerin satın aldığı diğer ürünler arasında süper kaz tüyü yastık da bulunuyor.

Eğer bu veriyi ciddiye alırsak, ülkemizde çok ilginç bir trend başlangıcının söz konusu olduğu kesin. Yada bu iki ürünün birlikte kullanıldıkları ve benim bilmediğim başka alanlar var.

Tabi şaka bir yana, buradaki durumun tamamen veri eksikliğinden oluştuğu ortada.

Hepsiburada.com
'da söz konusu network kablosu ürününe bakan ve bunu satın alan belki de bir elin parmakları kadar kişi oldu, bunların da içlerinden birisi kabloyla birlikte kaz tüyü yastığı da sipariş verdi ve işte o kişi trendi tek başına yaratmış oldu.

Yanlış veri pazar analizinde hiçbir işimize yaramaz hatta tehlikeli bile olabilir. Aynı şekilde yetersiz verinin de bir o kadar değersiz olduğunu bu örnekte görebiliyoruz.

Gel de şimdi hepsiburada.com'un en çok satılan ürünler listesine güven...

Perşembe, Mayıs 18, 2006

Feeds 2.0 ile Yunan girişimciler Web 2.0 yolunda

TechCrunch'a konu olan yeni bir Web 2.0 girişimi var: Feeds 2.0
Yunanistan merkezli bu yeni girişim kişiselleştirilmiş RSS okuyucu olarak şu anda test aşamasında.

Burada Yunanistan sadece coğrafya ve kültür olarak bize yakın bir toplum olmasından dolayı yer alıyor. Değinmek istediğim konu bu servisin özellikleri yada pazardaki rekabet içinde konumlanacağı pozisyon değil. Yada Yunanistan yaptı hadi bizde yapalım tarzında bir yaklaşım değil.
Bugüne kadar hep Amerika, Avusturalya, İsrail ve Avrupa'dan bu tarz web girişimlerinin başarıya ulaştıklarını, dünya gündeminde ve elbetteki blog gündeminde yer edindiklerini gördük. Bu sefer Atina merkezli Yunan girişimcilerin servislerinin TechCrunch tarafından ilgi görmesi dikkatimi çekti. Ayrıca büyük olasılıkla bugünden itibaren pazarda daha birçok yerde de ilgi görüyor olacaktır.

Türkiye olarak Bilgi Teknolojileri sektöründe özellikle donanım alanında yarışın çok gerisinde kaldığımızı ve uluslararası pazarda başarı elde etmemizin zor olduğunu biliyoruz. Yazılım alanında ise bugüne kadar dünya çapında kazanılmış standart ve tecrübeye ulaşmamız için ciddi atılım yapmamız gerekiyor. Ama web tabanlı servislerde durum farklı...

Yaratıcılığı ve girişimciliği desteklersek dünya çapında başarı sahibi olabilecek yeni SalesForce.com, FeedBurner.com, Blogger.com, Flickr.com ve del.icio.us'lar yarat(a)mamamızın hiçbir sebebi kalmayacaktır.

Kısacası, eminim ki ülkemizde böylesine yaklaşımlar ve fikirleri destekleyici yeni bir kültürün oluşmasıyla web alanında uluslararası markalara sahip olunabilecektir.

Yunanistan merkezli web tabanlı servis olan Feeds 2.0 işte bu yüzden yazımın başlangıcı oldu.