Cumartesi, Kasım 19, 2005
Sigara öldürür...! (Komplo teorisi)
İşin şakası bir tarafa, bu linke tıklayıp sigaranın zararları hakkında çok güzel ve bir o kadar da eğlenceli animasyona ulaşabilirsiniz.
Kardeşime (Deniz Kutsal) bu linki benimle paylaştığı için teşekkürler.
Cuma, Kasım 18, 2005
Dijital dünyada, duygusallaşıyor muyuz?
Sadece ülkemizdeki medyayı düşünmeyin, tüm dünyayı göz önünde bulundurun. Nasıl olsa ülkemizdeki medyanın yönü aşağı yukarı dünyayla daha doğrusu Amerika ile aynı yönde değişiyor.
Medya dediğimizde zaten aklımıza ilk televizyonlar geliyor, o zaman birlikte bu kültüre yoğunlaşalım.
Diziler ve yarışmalar... Hepsinin asıl hedefi reyting, ve yüksek rakamları nelerin aldığını hepimiz biliyoruz. Peki ne oluyor? İnsanlar bir kutuya odaklanıp, bir süre hipnotize oluyorlar. Bu süre içinde kilitlenmiş şekilde kendilerine sunulan, verilen herneyse onu izliyorlar. Belki o anda seyrettikleri programa etkide bulunabilmek, olayın içinde olmak istiyorlar.
Peki ne yapıyorlar? Televizyon karşısında yapmak istedikleri eylemi, söylemek istediklerini, yorumlarını, ya programlara telefon ederek, yada dışarıda arkadaşları ile konuşarak gerçekleştiriyorlar. Biraz daha teknolojiye yakın olanlar web sayfaları açıyorlar ve etki etmek isteyip başaramadıkları konuları bu yöntemle paylaşıyorlar.
İnsanlar konuşmak istiyorlar, insanlar fikirlerini söylemek, paylaşmak istiyorlar.
En önemlisi insanlar önemsenmek istiyorlar, bilgilerine danışılsın istiyorlar.
Bu kadar hareketin olduğu dünyalarında, birileri onların varlığını hissetsin istiyorlar.
Acaba hayat dijitalleşirken, biz duygusallaşıyor muyuz?
Perşembe, Kasım 17, 2005
Aramayı bırak, bir bilene sor!
Lafı fazla uzatmadan konuyu getirmek istediğim yerde frene basıyorum.
Amerika'da insanların birçoğu yeni bir ürünü satın almadan önce Google'da ürünü sorguluyorlarmış. Açıkcası benimde sıklıkla başvurduğum bir yöntemdir ama bunun yanında hepsiburada.com, ideefixe.com gibi sitelerde de yorumları okumak yolunu seçerim.
Yine bir ilginç saptama da, bu araştırmayı Google'da yapanların büyük çoğunluğu kararını bu noktadan sonra vermiyorlarmış.
Ortalama 3 saat zaman harcayıp, bir sürü anahtar kelime denedikten ve ilgilendikleri ürünü satan web sitelerinin yanında, rakiplerininkini de inceledikten sonra, bu ürünü yada rakibini satın alanların yorumlarını okuyup kararlarını veriyorlarmış. Bu noktada da genelde eBay gibi sitelerdeki yorumları dikkate alıyorlarmış.
Yani Google'a arama konusunda sonuna kadar güvenip, başlangıcı onunla yapıp, kararı yine tecrübeden gelen cevaplara göre veriyorlarmış.
Web 2.0 ... yani paylaşım ... yani topluluklar ... yani yeni web düzeni ... yani yeni web kültürü ...
Değişim başladı, değişim sürüyor...
Türkiye'deki fırsatları değerlendirmek için hala çok erken...
Perşembe, Ekim 06, 2005
Değişen web kültürü: WEB 2.0
Internet'in hayatımızın bir parçası olmasının üstünden yıllar geçerken, WEB kavramı da yavaş yavaş şekil değiştirmeye başladı. Bunu zaten artık web sitelerinin içeriklerinden, ziyaretçilerine (ki bence artık ziyaretçi kelimesi yerini kullanıcı kelimesine bırakmalı, hatta bıraktı bile...!) sundukları imkanlardan anlıyorsunuzdur.
Kullanıcıların artık web sitelerinden bekledikleri özellikler, daha doğrusu web sitelerinin kullanıcılarına sundukları özellikler tamamen özelleştirmeye ve daha ince bir kavramla, kendi dünyalarını kurmaya yönelik oldu.
Evet, WEB 1.0 yerini artık WEB 2.0'a bıraktı, bırakıyor, bırakacak, bırakabilir, bırakmalı vs... Nasıl isterseniz yorumlayabilirsiniz.
Bu konsept (evet WEB 2.0 bir konsepttir!) bir kez daha 5-7 Ekim 2005 tarihleri arasında, ikincisi düzenlenmekte olan "Web 2.0 Konferansı"'nda, San Francisco'da, tartışılacak.
WEB 2.0 ile ilgili düzenlenmiş olan bir beyin fırtınası sonucunda elde edilmiş olan haritayı görmek isterseniz tıklayınız.
Web 2.0 konsepti ile ilgili daha fazla bilgi almak isterseniz sizlere aşağıdaki linkleri önerebilirim.
-Web 2.0 Konferansı'nın resmi web sitesi.
-Tim O'Reilly'nin sitesinde konuyla ilgili yazılmış güzel bir makale.
Tüm bunları yine aynı amaç için paylaşıyorum. Fırsatlar var ve değerlendirilmeyi bekliyorlar!
Cumartesi, Ekim 01, 2005
Duygusal Pazarlama Baskısı
İlk örneğin kahramanı benim. Geçenlerde keçi sakalımın boyunu kısalttım ama bu işlemi evde kendi kendime gerçekleştirdim. İş dönüşü berberimin önünden geçerken şans eseri denk geldik ve daha herhangi bir sohbete girmeden, “Sakalınızı kestirmişsiniz” dedi. Sakalımı başka bir berberde kısalttırmadığımı (kestirmedim, kısalttım, ve bunu kendim yaptım!!!) anlatmak için bildiğim tüm ikna yöntemlerini denedim. Kendimi suçlu hissettim. (Nasıl yani? Neden ki?)
İkinci örnekdeki kahraman eşim. Benzeri bir duruma karşılaştığını anlattı. Komplike saç operasyonlarını (röfle, boya vs...) yaptırdığı bir kuaförü var, bir de günlük fön çektirmek gibi işleri için gittiği var. Geçenlerde kuaförüne saçını kestirmiş ve röflesini yaptırmış, bugünde fönü için, bahsettiğim diğerine gitmiş. Ve işte ruhsal baskı başlıyor. “Saçınızı kestirmiş, aaaa röfle de yaptırmışsınız?”... “Kesimi becerememişler...” ... “Röfle şöyle şöyle olsaydı...” .... Daha fazla yazmıyorum... Bence herşeyi bu kadar cümle anlatıyor.
Bence web sitelerine bir başka siteden gelindiğinde, referans site bilgisi kodla çekilip (bu işlem yapılabilir diye söylüyorum) ziyaretçiye hesap sorsunlar. Mesela hurriyet.com.tr siteye girişte bu bilgiyi alabildiği ziyaretçilerine “ntvmsnbc.com ‘dan gelmişsiniz, bizim neyimiz eksik?” yada kariyer.net, “yenibir.com’da aradığınız işi bulamadınız sonra mı bize geldiniz? İkinci plana mı atıldık?!?...” yazsın.
Sonuç pozitif mi olur negatif mi?